Görünen Kaosa Kılavuz Lazım

29 Ocak 2012

Galatasaray adına Bursaspor mağlubiyetinin sahada değil, kafalarda olduğunu düşünüyorum. 

14 maçlık serinin son bulması mesele değil ama Terim'in maç sonu açıklamaları ve maça sanki yeterince hazırlanmamış olması büyük sorun. Beni bu maç üzerinden yazı yazmaya iten husus da tam olarak budur. 

Önümüzdeki 1-2 hafta Galatasaray'ın sezon sonunda ligi nerede bitirebileceği açısından son derece önemli geçecek. Hatta sezonun en kritik 1-2 haftası denilebilir. 

Transfer sezonu kapanmak üzere, devre arası transfer sezonu Galatasaray için şu ana kadar son derece berbat geçiyor, oyuncu alınamamasından ziyade kulüpte misyonu bitmiş, artık varlığı zarar olan bazı oyuncular satılamıyorda. Aydın Yılmaz, Serkan Kurtuluş, Servet Çetin gibi oyuncuların şuan varlığı zarar. 

Fatih Terim de bunun rahatsızlığını yaşıyor. Kim bilir belki sırf benim kaliteli bir sol açığa ihtiyacım var diye bağırabilmek için Riera'yı ilk 11 oynatıyor! 

Santrafor eksiği ha keza. Baros'un sakatlanma ihtimalini son 3 sezondur olduğu gibi dikkate almayıp her sezon sonu santraforsuzluktan kıralan bir Galatasaray'ı daha görebiliriz. 

Komedi filmi gibi son 3 sezondur sürekli Baros ve bir başka golcü takımda oluyor. Baros sakatlanıyor diğer golcü tek başına kalıyor sonra Arda falan forvet oynamak zorunda kalıyor. 

Bir kulübün aynı kuyuya 4. kez düşmek üzere oluşu benim kelime dağarcığımı aşıyor. Bu saçmalığa diyecek söz bulamıyorum. 2 ay sonra Emre Çolak o fizikle santrfor oynamak zorunda kalırsa şaşırmam.

Belli ki Terim'in yönetimdeki çok seslilikten sıtkı sıyrılmış durumda. Türkiye'nin gelmiş geçmiş en başarılı yerli teknik direktörünü eleştirin eyvallah da önce bir de kendi işinizi yapın.

Olcan Adın 3.250 Milyon Euro gibi uygun bir fiyata Galatasaray'ın elinden kapılmıştır Trabzonspor tarafından. Bu transferi bitiremeyenler önce bir ortaya çıksın! Terim'i eleştirdik ama Olcan'ı alamayan beceriksizler biziz desinler ki samimiyetlerine inanalım. Seneye Galatasaray'ın Şampiyonlar Liginde olabilme ihtimali, Trabzonspor'dan çok. Galatasaray'ın yurt içi saygınlığı Trabzonspor'dan çok. Olcan Trabzon doğumlu falan da değil. O halde Olcan'ı Galatasaray'a değil de Trabzonspor'a imza attıran şey ne?

Tüm bunları geçiyorum Olcan Adın'ın 3.250 olduğu yerde Yiğit Gökoğlan'ın 3 Milyon olması bence tam anlamıyla şakadır yada futbol cehaletidir.

Geçen sezon Aydın Yılmaz için, İstanbul Büyükşehir Belediyespor'a gitse veya Manisaspor'a gitse yeteneklerini sergileyebilir ve anadoluda kendi çapında yıldız olabilir yorumu yapıyordum. Bu yorumu yaptığım haftalarda tıpkı Aydın Yılmaz'a benzeyen bir çocuk çıktı Yiğit Gökoğlan adında ve önce Manisaspor'da başarılı oldu, sonra da Galatasaray'a ikinci Aydın Yılmaz olmaya geldi.

İşin aslı şuydu ki, Aydın Yılmaz da Yiğit Gökoğlan da geniş alan oyuncuları. İBB ve Manisaspor bu ligde en iyi kontra atak oyunu oynayan, hücumu en geniş alanda yapan takımlardı. Ve bu takımlarda süratli kanat oyuncularının başarılı olacağı malumdu. Gel gelelim büyük takım oyuncusu olmak bambaşka bir iş gerektirir. Büyük takımın rakibinin ilk amacı oyunu daraltmaktır. Galatasaray'da Manisaspor'da, İBB'de bulduğunuz geniş depar alanlarını bulabilmeniz imkansızdır. Galatasaray gibi takımlarda hücum oyuncusuysanız, çıtkırıldım olma şansınız olamaz, topa sahip olmayı mutlaka bilmeniz gerekir. Olcan bu açıdan büyük takım oyuncusu olabilir, ısıran bir oyuncudur, çok dayanıklıdır ve topu kolay kolay kaptırmaz. Ama Aydın'a, Yiğit'e en küçük bir fiziki şarz gösterseniz bu oyuncular topu size bırakıyorlar.

Galatasaraylı yöneticilerin ve teknik heyetin Yiğit'i bu paralara alırken bu fikirleri hesaba katmamış olmaları da çok acı.

Terim bugün madem bana adam almıyorsunuz, elimdeki yetersizlerle oynarım der gibiydi. Bu yüzden sistemi değiştirmedi. Oyuncu değişiklikleri için de tam 67 dakika bekledi.

Trabzonspor'un 2-3 sezon önceki Belçikalı hocası Hugo Broos çok dobra bir adamdı. Bir açıklamasını hatırlıyorum. Bazen görmeyen gözler için bir şeyler yapmalısınız gibilerinden bir şeyler söylemişti. Kovulduktan sonra da açıklamıştı ne demek istediğini. "Başkan Gökhan Ünal'ı oynatmamı istiyordu, çünkü piyasası düşüyormuş. maddi olarak zarar ediyormuşuz halbuki Gökhan çok formsuzdu." Buradan da anlaşılabileceği gibi bazen Teknik Adamlar yöneticilerine mesaj vermek zorunda kalabiliyorlar. Hele Terim gibi kendisini milyon kere kanıtlamış bir adamın bir sürü karışanı olursa Terim'in de böyle bir yola girmesini normal karşılamak lazım.

Yoksa Terim şu aşağıda yazacaklarımı görmeyecek bir hoca değil...

Rakip Bursaspor'da stoper İbrahim Öztürk bu ligin en çabuk stoperlerinden biri. Sercan'ı marke etti ve en büyük artısı çabukluk olan Sercan bu özelliğini de kullanamayınca bitti. İbrahim'in yanındaki stoper Stepanov güçlü fiziği ve basit futboluyla bilinir. Doğru pozisyon alır ve güçlüdür, çok çabuk değildir. Elmander de güçlüdür, çok mücadele eder ama yeteri kadar süratli de değildir, yaratıcı da değildir. Stepanov da Elmander'i markajına alınca Galatasaray forvetleri etkisiz kaldı. Ne Elmander gücüyle Stepanov'a üstünlük kurabildi, ne de Sercan hızını kullanabildi. Terim de bunu elbette benden önce görmüştür. Hiç değilse devre arası Kazım'ı Sercan'ın yerine koyup Galatasaray'ın ilerde top tutmasını sağlayabilirdi. 

Bursaspor'da seyirci baskısı yoktu, Galatasaray deplasman baskısı yaşamadı. Üstelik Bursaspor haftalardır kötü gidişe dur diyemiyordu ama Galatasaray bu avantajlarını hiç kullanamadı. Solbek Vederson da yoktu, sağbek yedeği Hakan Aslantaş solbek oynadı ama fiziksel üstünlüğüyle Emre Çolak'a nefes aldırmadı. Hakan Aslantaş çok sert oynayan bir oyuncu ve Emre bu sertlikten çabuk yıldı. Muhtemelen Terim bunu da gördü. Ve hiç değilse devre arasında sağ kanada Engin gibi inatçı bir oyuncuyu koysa Hakan'ın sertliğinden Engin yılmaz Galatasaray sağ kanadını çok daha işler bir hale getirebilirdi.

Riera bence geldiğinden beri en iyi maçlarından birini oynadı, genç Serdar Aziz'e bayağı üstünlük kurdu ama son topları kullanmakta sorun yaşadı. Zira özgüvenini yitirmiş durumda. Ortaları isabetsizdi, şutları isabetsizdi ve etkisiz kaldı.

Ön liberoda Melo kendi sahasından çıkamadı. Melo iç saha maçlarında aslan, dış saha maçlarında hayalet. Taraftarı olmayınca motive olamıyor. Ne sorumluluk alabiliyor ne konsantre olabiliyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi gidip bir de Sestak'ın ayağına basmaya çalışıyor. Fırat Aydınus kırmızı kart da çıkarabilirdi o pozisyona...

Selçuk deplasmanda Melo'dan yardımı alamayınca göbekte yalnız kalıyor ve etkisizleşiyor zaten çok koşabilen, dayanıklı, mücadele edebilen bir oyuncu değil...

Sabri'de bir bıkkınlık görüyorum. Halbuki Sabri Eboue'nin yedeği olarak mükemmel bir alternatif. Gel gelelim Türk insanın ve son zamanlarda Galatasaray taraftarının Sabri'yle dalga geçmeye bayılması Sabri'nin hevesini kırmış olabilir. Son iç saha maçı olan Ankaragücü maçında Sabri'nin 40 metrelik Riera'ya uzun pası taça gidince statta uğultu ve kahkaha kopmuştu. Sanki bütün tribün bunu bekliyormuş gibi! Halbuki maç olmuş 3-0, sen futbolcuna sahip çıkacağına, futbolcunla dalga geçmeyi marifet sanıyorsun. Gerçi ben basketbol maçında Oktay hocasının adına tezahurat yapan gençlerin tribünde ağabeyleri tarafından dayak yediklerini de duydum. Galatasaray tribünlerini çok da yorumlamak istemiyorum. Misal son Ankaragücü maçında müthiş bir protesto gerçekleştirdiler ancak bunu yapabilmek için yönetimden birilerinin koltuklarına beyaz mendil bırakmasını beklediler. 3 Temmuz'dan bu yana neredeydiler acaba? Gerçek anlamda gösterilen ilk tepkinin tarihi 25 Ocak! (O da yönetim istedi diye)  

Neyse takıma geçelim... Stoper mevkiinde de Galatasaray'ın önümüzdeki haftalarda zaafları olabilir. Açıkçası Galatasaray devre arası transfer sezonunu rezil bir şekilde geçirdiği için geçen seneki Trabzonspor konumuna da düşebilir sene sonunda.

Evet Fenerbahçe bunca sorunun ortasındayken Sow gibi bir yıldızı alabiliyorsa ve siz hala Sercan Yıldırım'dan medet ummak zorunda kalıyorsanız bu bayağı büyük bir mesele!

Her şeyiyle güvenebileceğiniz, sezon başından beri Galatasaray'ın tartışmasız en istikrarlı oyuncusu Ujfalusi futbolculuğunun son yıllarını yaşıyor bir sakatlık geçirse mazallah! Semih Kaya Bülent Korkmaz'ın gençliği gibi inanılmaz hırslı ve bol bol hata yapıyor, hata yapa yapa öğreniyor. Bursaspor'un golünde büyük hatası var. Batalla ve Sestak gibi iki zeki hücumcunun duvar paslarını geç algıladı ve müdahale etmekte çok gecikti. Yedek stoperler Gökhan Zan'ın sakatlık sorunları, Servet'in ise gün geçtikçe büyük düşüş yaşaması şuan göz ardı edilen başka önemli sorunlardan. Gökhan'ın omzu çıksa, Ujfa sezonu kapatsa lider Galatasaray Play-off'a nasıl girerim hesapları yapar hale düşebilir. 

Hakan Balta her zamanki gibi idare ediyor. Çağlar bayağı vasat ve yetersiz bir yedek. Galatasaray gelecek sezona başlarken mutlaka Eboue - Sabri değişiimini sol savunmada da gerçekleştirmeli. Hakan rotasyona düşürülüp Taiwo gibi bir oyuncu alınabilir.

Toparlayacak olursak Galatasaray'ın bu akşam üç puan kaybetmesi mesele değil, sinirlerin gerilmesi, çok seslilik, iyi giden çarkın gerilmesi ise gelecek adına büyük soru işaretleri.

1-2 hafta içinde ya doğru transferlerle işleyen çark yağlanacak ve Galatasaray sezon sonuna kadar böyle gidecek, ya da geçen sene Trabzonspor'un yaşadığı düşüş Galatasaray adına da gerçekleşecek. Üstelik Galatasaray bu çarkı yağlayamazsa, Trabzonspor'un aksine çark birkaç ay sonra bir daha toplanamayacak halde dağılabilir.   

Yorumlar
Gönderen : (Ziyaretçi) / 31 Ocak 22:08
bir de memlekette hiç adam kalmamış gibi necati ateş'i aldılar; transfer döneminde hiçbir olumlu adım atılmadı.
Gönderen : (Ziyaretçi) / 26 Şubat 22:43
bu yorum çok talihsiz olmuş
EN ÇOK OKUNANLAR
News Counter