Geçen hafta Galatasaray-Fenerbahçe U14-U15-U16-U17-U18 takımlarının maçlarını izledim. (15-18-19 ŞUBAT 2012) İki takım kalecileri toplamda filelerinde 24 gol gördüler. Bu gollerin 19 tanesini Galatasaray kalecileri kendi kalesinde görürken, 5 tanesini de Fenerbahçe kalecileri kendi kalesinde gördüler. Benim izlenimlerim Galatasaray kalecilerinin yediği 19 golün 5’ine hatalı diyebilecekken, buna karşılık Fenerbahçe kalecilerinin yediği 5 golden 2’sinde hatası var diyebilirim.
İstatistiklerden sonra bu yaşlarda neler oluyor inceleyelim ?
Kaleci tekniklerinin ve müsabaka içerisindeki pozisyon bilgilerinin öğrenilmesinin yanında, fizyolojik performans ve atletik özellikleri gelişirken, psikolojik olarak ergenliğin ve sporculuğun getirdiği stresle kaleciye özel karmaşık durumlar yaşanır.
Boy büyüme hızının maksimum zirvesi 14-15 yaşında olduğu dönemde, hele de bu oyuncular uzun boylu olabilecek adaylardan seçiliyorsa; işte o zaman her şey daha da karmaşık hale geliyor.
Bakın sadece uzun kemiklerin büyüme hızına yetişemeyen kaslar yüzünden bu dönemde kalecilerimiz neler yaşıyor ?
Öncelikle koordinasyon bozuklukları, bununla birlikte öğrenilmiş temel kaleci teknikleri eğitiminin gerilemesi, fizyolojik ve atletik performansın da dalgalanma yapmasıyla birlikte olan kalecilik hatalarına karşılık, sahada psikolojik cevap vermek için çaba gösterme durumları…
Bu maçlarda görev alan kalecilerde de bunlardan farklı bir durum gözükmedi. Bu yüzden ergenlik dönemi yaş gruplarında teknik sorumlu olan hocalarımızın kalecilerin psikolojik durumlarını etkileyecek sözlerden kaçınmalarını, hatta kaleci antrenörlerinin düşüncelerine destek vermeleri gerektiğini de söylemeden geçemeyeceğim.
Gelelim maçlarda görev yapan kalecilerimize…
Altyapılarda istenmeyen sonuçlar alan Galatasaray takımlarının kalecilerinde özgüven kaybı ciddi bir şekilde öne çıkarken, bu kalecilerin gelişim yaşlarındaki hızlı boy artışı, kaleci tekniklerini uygulama kalitesini de etkileyince hataların sayısı da artıyor.
Fenerbahçe’de görev yapan kalecilerde ise;
Seri galibiyetlerle gelen özgüven, kalecilerin saha içinde ki oyun hakimiyetlerini artırıyor. Kaleci teknikleri eğitiminde bazen eksikler yapılsa da kaleci antrenörlerinin bu yaşlara özel tercih ettiği pozisyon uygulamaları, sahada kalecilerin başarılı bir performans göstermesini sağlıyor.
Bu karmaşık süreçte kalecilerimizin gelişimi için ciddi bir mesai harcayan Galatasaray ve Fenerbahçe‘deki kaleci antrenörlerini tebrik edip, özellikle parantez açmak istediğim bir duruma da değinmek istiyorum.
Eğer Galatasaray kalecisinin yediği hatalı gollerde, kendi kalecisine sevinmemesini öğreten bir kaleci antrenörüne sahip isek, işte o zaman bunu alkışlamamız gerekir. Henüz 1998 doğumlu Galatasaray kalecisi Anıl’ın kornerden gelen topu kaleye tokatlayarak yediği iki golde de, kendi kalecisini gözlemleyen ve sevinmesi yerine, kalecisinin empati yapmasını destekleyen Fenerbahçe Altyapı kaleci antrenörü Kerem Hasan Keskin’e Türk futboluna kazandıracağı kaleciler için şimdiden emeklerine sağlık demek istiyorum.
Ünlü düşünür Albert Camus’un çok güzel bir sözü var. ”Hayatta ne öğrendiysem, futboldan öğrendim. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi”
Bu yüzden bu davranışın, kalecilere hızlı hareket etmeyi değil de hızlı gelişim göstermesini sağlayacak karakter oluşumuna yardımcı olması için takımlarında teknik sorumlu olan kişilere ve tüm kaleci antrenörlerine örnek olması dileğiyle…
twitter.com/Abdullah_Engin