Ülkemizde 3 büyük kulübe ait başkanlık her zaman popülerliğini korumuştur. Özellikle son yıllarda kulüp başkanlığı siyasi iradenin de önüne geçmiş ve hatta başbakan seviyesinde itibar görmüştür. Son yaşanılan yargı sürecinde Fenerbahçeliler açısından başkanlığın önemi ve etkinliği daha da artmış, etkin bir başkanın kitleleri nasıl yönlendirdiği bir kez daha gözler önüne serilmiştir.Peki neydi Fenerbahçe taraftarını, hem kulüpleri hem de başkanları ile bütünleştiren?
Son zamanlarda özellikle Fenerbahçe karşıtlarının ve rakip takım taraftarlarının türettiği ve Fenerbahçe taraftarı ile Aziz Yıldırım’ ı birbirinden koparmaya yönelik sorgulamaları şöyleydi.
“Siz Fenerbahçeli misiniz, yoksa Aziz Yıldırım’cı mısınız”?
Maalesef bunu soranlar Fenerbahçe’nin, taraftarlarının ve başkanlarının bütünlüğünü anlayamamışlar. Aziz Yıldırım başkanlığı süresince attığı her adımı birey olarak değil, Fenerbahçe menfaatleri doğrultusunda atmıştır ve bunu yaparken de hiçbir özveriden kaçınmamıştır.
Fenerbahçe taraftarı, gerek Aziz Yıldırım ve gerekse yönetimdeki arkadaşlarının kendi menfaatlerini göz ardı ederek, sadece ve sadece Fenerbahçe menfaatleri için gece gündüz harcadıkları mesainin farkındadır. Aziz Yıldırım sadece Fenerbahçe kulübü başkanı değil, aynı zamanda en büyük sivil toplum örgütü olarak kabul edilen Fenerbahçe taraftarının da lideri olmuştur.
Peki neydi taraftarın gözünde Aziz Yıldırım’ı bu kadar vazgeçilmez yapan?
Son 10 yıla baktığımızda tesisleşme olarak büyük başarılara imza atmış, sportif anlamda birçok amatör branşlarda da faaliyetlerini genişleterek başarılar kazandırmış, Fenerbahçe’yi sadece futbol değil taraftarın gurur duyabileceği büyük bir spor kulübü haline getirmiştir.
Bunlar buzdağının görünen yüzüydü. Bir de göremediklerimiz veya gözden kaçırdıklarımız ve hatta bazılarının da görmezden geldikleri var. Sadece hatırlatmak için bunlardan şöyle bahsedebiliriz;
ALS hastalığına yakalanmış olan, 2 sene Galatasaray ve sadece 2 lig maçında Fenerbahçe forması giyen Sedat Balkanlı ve eski Trabzonsporlu futbolcu İsmail Gökçek’ i hastalıkları döneminde hiç yalnız bırakmamış, Sedat Balkanlı’nın ölümünden sonra da ailesine desteğini kulüp bazında devam ettirmiştir.
Efsane futbolcu Lefter’ i hayattayken taraftarın mabed olarak kabul ettiği muhteşem stadyumda elinden tutarak taraftara alkışlatmış, ve bir plaketle onurlandırmıştır.
Kendisinin ve sporcuların katılacağı davet ve açılışlarda dahi her zaman kulübünü ön planda tutmuş, kulüp menfaatine talepleri olmuştur.
Bu örnekler gibi pek çok şeyi sıralayabiliriz. Ama son günlerde öyle iki olaya şahit olduk ki;
Bunlardan birincisi, taraftarlarına yolladığı mesaj. “ Hiç önemli değil, ben hapiste yatarım, yeter ki Fenerbahçe’ye bir şey olmasın”.
İkincisi ise; rahmetli spor yazarımız İslam Çupi’yi ölüm yıldönümünde hapisteyken dahi unutmamış ve sevgili eşine anma mesajı göndermiştir. İşte Aziz Yıldırım’ın değerleri.
Bunları gördükten ve yaşadıktan sonra, Fenerbahçe ile Aziz Yıldırım’ın bütünlüğünü bozabilir misiniz? Hala daha siz Fenerbahçeli mi, yoksa Aziz Yıldırım’cı mısınız diye sorabilir misiniz? Eminim şu anda Aziz Yıldırım’ın dışarıda olabilmesi için yerine yatmaya hazır olan pek çok Fenerbahçe taraftarı vardır.
Azizi Yıldırım hiçbir zaman kulübe borç para verip, faiziyle geri almamıştır. Aziz Yıldırım hiçbir zaman takım Avrupa kupalarına gidemezse başkanlığı bırakırım ifşaatında bulunmamıştır. Aziz Yıldırım hiçbir zaman siyasi iradeye yaranmak uğruna abartılı yalanlar söylememiştir. Aziz Yıldırım hiçbir zaman kulübü milyonlarca dolar borçlandırarak başkanlığını teminat altına almamıştır. Aziz Yıldırım hiçbir zaman (sportif başarısızlık yaşansa dahi) yeter Aziz Yıldırım yeter diye istifaya davet edilmemiştir. Aziz Yıldırım haklılığına inandığı her konuda dik durmuş, Fenerbahçe’nin ve Fenerbahçelinin haklarını yedirmemiştir.
Ve bu taraftar Aziz Yıldırım ile Fenerbahçe bütünlüğünü çok iyi kavramış, Bağdat Caddesi süreciyle başlayarak, Topuk Yaylası, Kadıköy Meydanı, Silivri ve Çağlayan’ a akın etmişlerdir. Ve yine bu taraftar Fenerbahçe mi, Aziz Yıldırım mı? Sorusuna en güzel cevabı 20 Eylül 2011 ile 18 Şubat 2012 tarihlerinde bayan ve çocuk taraftarlarıyla mabedlerini doldurarak takıma sağladıkları destekle vermişlerdir.
twitter.com/halitcivelek