Tarih Yazdılar!
Bunları Kim Hatırlamaz?
Yeşil Sahaların Savaşçıları
Puyol ve Genç Aşkı

''Verilen Paraya Değil Oynanan Oyuna Bakıyoruz''

03 Aralık 2011 21:03

Spor Toto Süper Lig 13. hafta mücadelesinde evinde Galatasaray’ı ağırlayacak olan Gençlerbirliği’nin Teknik Direktörü Fuat Çapa zorlu maç öncesi MEDYASPOR’a konuştu.

''Verilen Paraya Değil Oynanan Oyuna Bakıyoruz''

MEDYASPOR ÖZEL | SİNAN YILMAZ

Bu sezon ligde kendi sahasında yenilgi yüzü görmeyen Gençlerbirliği, bu hafta lig ikincisi Galatasaray’ı kendi sahasında ağırlıyor.

Gençlerbirliği Teknik Direktörü Fuat Çapa, zorlu sınav öncesi Genel Yayın Yönetmenimiz Sinan Yılmaz’ın sorularını yanıtladı.

Sinan Yılmaz: Galatasaray maçında nasıl bir sistem ve anlayışla sahaya çıkmayı düşünüyorsunuz?

Fuat Çapa: Bizim için fikstüre baktığımız zaman bu dönem en zor dönem olarak gözüküyor. Beşiktaş maçı ile başlayıp zorlu Sivas deplasmanı ve Fenerbahçe maçıyla devam eden bir süreç. Şimdi de Galatasaray’la oynayacağız, ardından da Trabzonspor ile maçımız vardı; ancak onların Şampiyonlar Ligi maçı olduğu için bir hafta kaydırıldı. Önce Orduspor ve ardından Trabzonspor’la karşılaşacağız.

Zor bir aydı, ligde kolay maç yok ama kağıt üzerinde dört tane şampiyon adayıyla oynuyorsunuz, ligin her ne kadar yeni takımı olsa da Orduspor Culio, Fatih Tekke ve Stancu gibi tecrübeli futbolculardan kurulu ciddi bir rakip.

Galatasaray’a gelince, Fatih Terim ile tamamen yeni bir kimyaya büründüler, kadrolarına yeni oyuncular kattılar. Yeni oyuncuları kadronuza dâhil ettiğiniz zaman oynatmak istediğiniz sistem hemen oturmuyor, biraz zaman gerekiyor. Bunu da Galatasaray’ın zaman zaman oynadığı oyunda fark edebiliyoruz. Her ne kadar puan olarak beklentinin altında kalsa da şu an Galatasaray çok ciddi bir rakip, yine şampiyonluk parolasıyla lige başladılar ve büyük ihtimalle devre arasında takviye yapıp yollarına devam edecekler.

Galatasaray’ın geçtiğimiz hafta Sivasspor maçını özellikle izledim. Çok iyi bir oyun oynuyorlar; 9 kişi kalmalarına rağmen sonucu koruyup 3 puanı almayı bildiler.

Elmander, Engin ve Ujfalusi gibi eksikleri var ama Galatasaray bünyesinde bulunan futbolcuların hepsi değerli futbolcular olduğundan eksikliklerin Galatasaray’ı etkileyeceğini düşünmüyorum. Bu maçta oynama şansı bulanlar kendilerini göstermek isteyeceklerdir bu yüzden eksikliklerin olması Galatasaray’ın oyununu çok fazla etkilemeyecektir.

Ama biz yine kendi oyunumuza bakacağız, Galatasaray’ın ne yapacağı bizim için önemli değil önemli olan bizim ne yapacağımız.

Yılmaz: Kasımpaşa’da kümeye düşmemeye oynarken de şimdi de hep kendi oyununuzu oynamaya çalıştınız. Galatasaray’da eksik olan futbolculardan iyi ki ‘o’ oynamayacak dediğiniz bir oyuncu var mı?


Çapa: Yok. O işin esprisi tabii, keşke bir iki tane olsa ama yine 9 - 10 kişi bitirirdi Galatasaray… (Gülüyor)

Yılmaz: Nasıl bir 11’le sahaya çıkacaksınız?

Çapa: Kadroyla çok fazla oynayan biri değilim. Sürekli rotasyon yapmayı çok sevmiyorum oyuncu oynadığı sürece oynatmak en güzeli, oyuncu iyi oynadıkça ne kadar oynatırsanız özgüveni o kadar artar.

Yılmaz: Takımın oturmasını sağlamak için çok fazla rotasyona gitmiyorsunuz?

Çapa: Tabii onunla da alakalı ama oyuncuların performansıyla da alakalı.

Yılmaz: Rotasyon yapmanızın takımın oturmasına zarar vereceğini düşüyor musunuz?

Çapa: Rotasyon yapacak kadar çok geniş bir kadromuz yok zaten. Lig düzeyinde oynayabilecek 16-17 futbolcumuz var 25 tane yok, çünkü çok genç bir kadro yapımız var. Hedef olarak gençlerle yola çıkmayı seçtik kulübümüzün de belirli bir vizyonu var onu takip etmek zorundayız.

Yılmaz:  Yabancı dil bilen, farklı ülkelerde yetişmiş, farklı kültürleri almış bir teknik direktörsünüz. Türkiye’deki diğer yerli teknik direktörlerle aranızda bu açıdan bir fark görüyor musunuz?

Çapa: Diğer yerli teknik adamlardan farkım yabancı futbolcuları onlardan daha iyi anlıyor olmam olabilir.  Uzun yıllar Avrupa’da yaşadığım için, onların yaşamlarını ve düşünce tarzlarını biliyorum.  Bu yüzden yabancı futbolcuları Türk futbolculara göre daha kolay anlayabiliyorum. Yapı ve işe bakış açısı anlamında...

Buna bağlı olarak yabancı hocaların da buraya gelip sıkıntı yaşamaları da bence çok normal.

Yılmaz: Hurşut, Aykut Demir ve Yasin’in transferi sizden önce yapılmıştı. Gurbetçi oyuncularla daha iyi anlaşabileceğiniz düşüncesi, sizin Gençlerbirliği’nin başına getirilmenizde etkili olmuş mudur?

Çapa: Bilmiyorum ama ben Türkiye’deki kulüplerin bu gibi konulara çok fazla önem verdiklerini sanmıyorum. Bu kadar ince eleyip sık dokumuyorlardır. (Gülüyor)

Yılmaz: Türkiye’de çalışmak gerçekten zor. Hiddink, Rijkaard, Doll ve Schuster gibi kariyerli teknik adamlar Türkiye’ de başarılı olamadı. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?

Çapa: Aslında bu konu üzerinde çok fazla durulması gereken bir konu, şimdi konuşmaya başlarsak maça yetişemeyiz. (Gülüyor) Her şeyden önemlisi kültürleri, olaylara ve işe bakış açıları çok farklı. İletişim konusu da büyük bir sıkıntı. Tercümanlarla bir şeyleri anlatmak çok güç.

“YURTDIŞINDA YABANCILARA DAHA KATILAR”

Yılmaz:  Basının yabancı oyuncu ve teknik adamlara karşı faşizan bir tutum sergilediklerini düşünüyor musunuz?

Çapa: Ben öyle düşünmüyorum. Ben yurtdışında da çalıştığım için orada yabancılara karşı daha katılar. Biz o konuda onlara göre çok daha iyiyiz.

Yılmaz: Geçen sene Kasımpaşa’da bana göre başarılı olmuştunuz. Takım farklı bir futbol oynamaya başlamıştı ama sizinle devam edilme kararı alınmadı ya da siz istemediniz... Daha önce yine Gençlerbirliği’ni çalıştırmıştınız ama çok uzun soluklu olmadı. Bu kısa dönemli çalışmaların sebebi neydi?

Çapa: Türkiye’den 1972 yılında ayrıldım. Uzun süre Belçika’da yaşadıktan sonra 2007-08’de Türkiye’ye döndüm. Uzun süre Avrupa’da kaldığım için buraya geldiğim zaman bir Avrupalı hoca gibi ben de aynı sıkıntıları çektim. Kafalar değişikti, futbolcuların hayata bakış açısı, benim geliş şeklim değişikti, duygularıma kapılarak geldim. Diplomamı yeni almıştım ve bir süper lig takımını, Gençlerbirliği’ni çalıştıracağım için heyecanım çok fazlaydı.

Döndükten sonra hayata farklı şekilde bakmaya başladım, ülkelerin gerçeklerini görmeye çalıştım, Hollanda’da görev yapmayı çok istiyordum. Çünkü bana göre Hollanda Avrupa’nın değil, dünyanın en büyük futbol ülkelerinden biri. Orada da 3 sezon görev yapma şansı buldum.

Gençlerbirliği’nden sonra Kasımpaşa ile çalışacaktım ama şartlar oluşmadı. Suat Sidal’la uzun süredir tanışıyorum. Ben boş olduğum dönemlerde onların hocaları vardı, onlar boş olduğu zaman da ben bir yerlerde görev yapıyordum. Ama hep ilk fırsat oluştuğunda birlikte çalışacağımızı konuşmuştuk. Yılmaz hoca ayrıldıktan sonra da Suat Sidal verdiği sözü tutaraktan beni Kasımpaşa’nın başına getirdi.

Geldiğimde açıkçası yapılacak birkaç transferle ligde kalacağımızı umut etmiştik. Maalesef kulüp farklı bir düşünce içerisindeydi, çok fazla para harcamak istemiyorlardı haklı olarak Bank Asya’ya borçlu düşmek istemediler, puan farkı da çoktu yönetimi de anlamak zorundaydım. Transferin son gününde Yekta’nın da gitmesi bizi tamamen etkiledi. Kalan futbolcuların da inancı kaybolmuştu. Türkiye Kupası’nda iyi işler yapmamız futbolcuların inancını artırdı bu yüzden biraz çıkış yakaladık.

Ayrılma nedenim ise ben Süper Lig’de bir takım çalıştırmak istiyordum zaten sezon sonunda da sözleşmem bitiyordu.

Ama şunu söylemeliyim Suat Sidal beni Türkiye’ye getirmemiş olsaydı bir daha Türkiye’ye dönmem zor değil, imkansızdı… O yüzden kendisine büyük bir vefa borcu hissediyorum.

“HEDEF 12. SIRAYDI”

Yılmaz: İlhan Cavcav’ın görev verdiği hocalarla çalışması süresi genelde çok kısa sürüyor. Bundan bir çekinceniz var mı?

Çapa: Hayır, öyle bir çekincem olsa zaten başlamazdım ama şu var ben İlhan Bey ile sezon başında konuştuğumda bu kadroyla bizden beklentilerini sormuştum. Çünkü beklentilerine cevap veremeyeceksem bu birlikteliğin bir anlamı kalmazdı.

Yılmaz: Hedefiniz neydi?

Çapa: Ligi 12. sırada bitirmeyi hedeflemiştik başkanımızla birlikte.

Yılmaz: Ben sezon öncesi yaptığım lig analizinde Gençlerbirliği’nin kümede kalma savaşı vereceğini yazmıştım. Bu yüzden gerçekten sizi başarılı buluyorum. Çünkü yapılan harcamalar ve kadro kalitesi açısından çok iyi seviyede değildi takım ama futbolculara performans açısından çok şey kattınız. Mesela Kulusic Bank Asya’dan geldi, Burak Manisaspor’da forma şansı bulamıyordu siz bu isimlerleri kullanarak bir takım oluşturmak zorunda kaldınız. Hücum hattı zengin ama müdafaa da biraz sıkıntı var gibi gözüküyor.

Çapa: Orada biraz sıkıntımız var doğru söylüyorsun. Ancak kulübün belli bir bütçesi var ve yaz döneminde de İlhan beyin rahatsızlığı olmuştu, çok da etkili çalışamadık transfere. Biz de genç oyunculara yöneldik ve elimizdekileri iyi kullanmaya çalıştık, ayrıca övgün için teşekkür ederim.

Yılmaz: Kasımpaşa’ya getirdiğiniz oyunculardan ben Halit Çolak’ı beğenmiştim. Onu Gençlerbirliği’ne getirmek istediniz mi?

Çapa: Hayır, etik olarak doğru bulmuyorum bunu ancak Kasımpaşa oyuncuyu göndermek isterse biz de izin aldıktan sonra irtibata geçeriz. Eğer öyle olsaydı bugün Ergün Teber Samsunspor’da oynamazdı. Bizim o mevkiye çok ihtiyacımız olmasına rağmen almadık. Halil Çolak da kadromuzda görmek isteyeceğimiz futbolculardan birisi ama dediğim gibi etik olmaz Kasımpaşa’da olduğu için, biz onun orada başarılı olmasını isteriz.

Yılmaz: Mehmet Akgün’ü siz mi getirdiniz?

Çapa: Hayır, ben hiç transfer yapmadım. Mevcut kadro oluşmuş olan kadroydu biz sadece ekibimizle geldik.

Yılmaz:  Peki Aykut Demir, Hurşut, Yasin ve Mehmet Akgün de tıpkı sizin gibi Almanya ve Hollanda gibi ülkelerde yaşamış gurbetçi kültürü bilen oyuncular, onlarla çalışmak sizin için daha kolay oluyor mu?

Çapa:  Avrupa eğitim almaları ve altyapılarının iyi olması bana yardımcı oluyor ama bu bir tercih sebebi değil tabii ki. Türkiye’de de çok yetenekli oyuncular var mesela Soner… Soner Avrupa’da İngiltere’de falan olsa şuan yıldız olurdu, öyle bir yeteneği müthiş geliştirirlerdi.

Yılmaz: Hiddink milli takımda Nuri Şahin, Mehmet Ekici, Hamit Altıntop, Sinan Bolat ve Ömer Toprak gibi yani altyapısı sağlam gurbetçi futbolcularla çalışmayı tercih etti. Bununla birlikte gelecekte Türk milli takımının bir iskeletini kurmaya çalıştı. Altyapısı sağlam futbolcu ile çalışmak daha mantıklı gibi geliyor.

Çapa: Türkiye’de de çok yetenekli futbolcular var. Bence ikisinin karışımı çok iyi olur.

Yılmaz: Curri hakkında ne düşünüyorsunuz? Ben geçen sene hakkında olumlu yorumlar okumuştum ve araştırmıştım. Fakat sakatlıklar yaşadı ve uzun süre oynayamadı şuan ne durumda?

Çapa: Curri çok iyi bir hazırlık dönemi geçirdi. Hazırlık döneminin son haftası milli takıma gitti ve orda sakatlandı. Ondan dolayı 4-5 hafta bizde oynayamadı. Kendisini stoper mevkisinde kullandı ama o sakatlanınca yerine koyduğumuz Kulusiç de gayet iyi oynadı, şimdi Curri iyileşti ve sırasını bekliyor.

Yılmaz: Ben Curri’nin 1-2 maçını izleyebildim. Hem stoperde hem sol bekte gerçekten iyi oynadı.

Çapa: Curri’yi fiziki yapısından dolayı sol bek olarak düşünmüyoruz. Sol bekte sıkıntı yaşayacağını bildiğimiz için onu stoperde veya ön liberoda kullanmayı tercih ediyoruz.

Yılmaz: Aykut yıllardır 4 büyüklerin takibinde, çok sert bir oyuncu, Aykut’la ilgili siz ne düşünüyorsunuz? Aykut’un artıları ve eksileri neler?

Çapa:  Aykut bence en iyi Türk stoperlerden biri, ayaklarına hâkim topu oyuna iyi sokabiliyor, hava hakimiyeti de çok iyi. Sadece topa bakmayıp rakibi de kovalaması Aykut’un artılarından, çok fazla eksisinin olduğunu düşünmüyorum.

Yılmaz: Gençlerbirliği’nin sizin yönetiminizdeki en belirgin özelliği takım oyunu. Birlikte savunma yapıp birlikte hücum edebiliyorsunuz, bunu bu kadar kısa sürede nasıl sağladınız?

Çapa: Taraftar için oynayan futbolcu var, takım için oynayan futbolcu var; biz takım için oynayan futbolcuyu daha ön planda tutuyoruz. Tabii ki bireysel katkı olacak ama öncelikli anlayışı takım olmalı.

Futbolda en önemli olan şey topu kaybettikten sonra ve kazandıktan sonra ne yaptığınız. Çünkü bu pozisyonlar maç içerisinde sonuca etki eden pozisyonlar. Biz bu konuyu idmanlarda çok fazla çalışıyoruz. Her futbolcumuzun topu kaybettiğinde ve kazandığında duracağı yerleri ve koşması gereken alanları öğreniyor, oyun içerisinde öyle herkes kafasına göre koşamaz.

Yılmaz: Yani bireysel yetenekleri olan ancak takım disiplininden yoksun oyuncular yerine takım oyununu iyi bilen futbolculara mı yönelmeyi tercih ediyorsunuz?

Çapa: Takım oyunu olmazsa olmaz! Bireysel yetenekli oyunculara da bunu kabul ettirdiğiniz zaman işiniz daha kolay oluyor. Real Madrid ve Barcelona’da çok yetenekli oyunculardan kurulu ama Messi de topun arkasına koşup top kazanabiliyor; Real Madrid’de oynayan Mesut Özil de. Günümüz futbolunda bu şart.

Yılmaz: Savunma yönünde kadroda eksiklik söz konusu… Örneğin Cem Can gibi iyi bir ön liberoyu sağbek oynatmak zorunda kalıyorsunuz. Yine keza belki Mehmet Sedef yerine başka bir sol bek oynatmak isteyebilirsiniz ama alternatifiniz yok… Savunmadaki alternatifsizliği nasıl aşacaksınız? Devre arasında transfer düşünüyor musunuz?

Çapa: Biz sezon başı savunmaya transfer istedik, özellikle savunmaya, senin de dediğin gibi sağbek ve solbekte sıkıntımız var. Sağbek ve solbek eğitimini almış altyapılarda bu mevkilerde oynamış futbolcumuz az. Cem Can yıllarca orta sahada oynamış. Mehmet Sedef Beşiktaş’ta orta sahada oynayıp sonra solbeke geçmiş Mehmet Akgün forvet arkası oynarken geçen yıl burada solbek, sağbek oynamaya başlamış. Başkanımızın o dönem biraz rahatsız olması da bizi etkiledi. Biz de elimizdeki kadroyla bir şekilde o sıkıntıları çözmeye çalışıyoruz. Cem Can belki ön libero ama şuanda Türkiye’nin en iyi sağbeklerinden biri olmaya başladı. (gülüyor) Cem Can inanılmaz bir futbolcu, takımı için her şeyi yapar, çok iyi bir kaptan, mükemmel bir profesyonel, kaleye koysak kalede de durur.

“MENAJERLERLE ÇALIŞMAM”

Yılmaz: Siz Hollanda ve Belçika Ligi’ni iyi biliyorsunuz çok fazla futbolcu izler misiniz? Yoksa menajerlerle mi çalışırsınız?

Çapa: Hayır menajerlerle çalışmıyorum. Kendi menajerim de yok zaten. Kendim bizzat Belçika ve Hollanda’yı izliyorum. Ayrıca çok iyi arkadaşlarım var Belçika’da ve Hollanda’da futbolcu izleyen onlardan yararlanmaya çalışıyoruz mümkün olduğunca. Kendi kulüplerine düşünmedikleri mevkilerine uymayan futbolcuların isimlerini bize veriyorlar.

Yılmaz: Çanakkale’de öğrenim gördüğüm sırada Özgür İleri, kaleci Ferhat ve Sakıb’ı izleme fırsatım oldu. Özellikle Özgür’le de birkaç kez konuşmuştum, çok konsantre, sağlam bir fiziğe sahip gelecek vadeden bir futbolcuydu, kendisine de takımda en potansiyelli oyuncunun o olduğunu söylemiştim. Nitekim o kadrodan Süper Lige bir tek o çıkabildi. Ferhat ve Sakıb şu an için ilk 11 şansı bulamıyorlar. Siz bu Çanakkale’den gelen üç genç futbolcu için ne düşünüyorsunuz?

Çapa: Özgür sezon başında çok iyi bir hazırlık dönemi geçirdi. O mevkiye birkaç tane isim de önerildi bize ama biz Özgür’e güvendik. Sabır gösterildiğinde mevkisinde Türkiye’nin en iyi futbolcularından biri olabileceğini düşündük. Özgür çok iyi niyetli bir oyuncu, çalışmayı çok seven bir futbolcu, söylemiş olduğumuz şeyleri en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyor. Beşiktaş maçında 2-2’den sonra oyuna girdi ve görevini yerine getirdi. Fenerbahçe maçında kendi alanında Alex’e çok iyi markaj yaptı.

Özgür çok özellikli bir oyuncu, biz pozisyon gereği nasıl oynaması gerektiğini söylüyoruz tabii bu ilk aşama, ikinci aşamada da onu 18 içinde nasıl topla buluşturabileceğimizi düşünüyoruz. Çünkü hem ayağı, hem kafası çok etkili olan bir futbolcu... Ama öncelikle lige ve pozisyona adapte olması lazım.

Sakıp’a gelince, çok genç bir oyuncu biraz daha zamana ihtiyacı var. Ferhat ise özgüveni yüksek bir kaleci ama bu konsantrasyon hatalarına yol açabiliyor..

Yılmaz: Santrfor bölgesinde Zec çok büyük bir transferdi geçen sezon başında… Gençlerbirliği için büyük bir bütçe ayrıldı onun transferine… Sizin yönetiminizde yedekte kalabiliyor bu durum yönetimle aranızda sorun yaratıyor mu?

Çapa: Hayır tabii biz verilen paraya değil oynanan oyuna bakıyoruz. Bugün Fernandes, Stoch ve Makukula gibi oyuncular da yedek kalıyor.

Yılmaz: Hücum yönünden zengin bir kadro var elinizde, bu zenginlik futbolculara adil davranabilmek yönünden sizi zorluyor mu?

Çapa: O konuda bir sıkıntı yok. Formayı kim hak ettiyse biz ona verdik. Geçen sezon Hurşut 15 kez ilk 11’de başlamış fakat bu sezon oynadığımız tüm maçlarda ilk 11 başladı.  Hak ettiği sürece formasını giyecektir. Yasin başladı ama bir müddet sonra formasını bulamadı başkası yerini aldı. Biz sonuçta kim söylediklerimizi ve ondan beklentilerimizi yerine getiriyorsa ilk etapta ona şans veriyoruz. Rekabet ne kadar çok olursa konsantrasyon da o kadar üst seviyede olur. Rekabetin olmadığı yerde konsantrasyon ve motivasyon olmaz.

Yılmaz: Bu sene iç sahada çok başarılıyken, deplasmanda çok başarılı olamıyorsunuz. Gençlerbirliği çok fazla taraftarı olan bir takım değil, bu iç saha, dış saha farkını neye bağlıyorsunuz?

Çapa: Dış sahadaki iki karşılaşmayı kötü oynadık. Samsun’da ilk 30 dakikayı çok kötü oynadık, 3-0 geriye düştük ama sonra kurtardık. Bursa’da da son yarım saat çok kötü oynadık orada da 4-0 mağlup olduk. Ama onun dışındaki karşılaşmalarda oyun olarak kötü oynadığımızı düşünmüyorum. Pozisyon olarak içerde oynadığımız maçlardan daha fazla pozisyon ürettik ama orda değerlendiremedik, burada değerlendirdik. Pozisyon üretememiş olsak sıkıntı olurdu ama öyle bir sıkıntımız yok pozisyon üretebiliyoruz sadece golle sonuçlandırmamız gerekiyor o da zamanla olacak.

Yılmaz: Gelecek hedefleriniz nelerdir? Gençlerbirliği ile beraber mi başarıya ulaşıp yükselmek istiyorsunuz yoksa başka bir büyük takım çalıştırarak mı?

Çapa:  Şu anda bunu cevaplamak zor benim zaten 1 yıllık sözleşmem var burada… Hedef belirlemek için çok erken. Ben Gençlerbirliği’nde olmak isterim ama sadece benim istememle olmaz iki tarafın da istemesi lazım. Gençlerbirliği’yle olursak birlikte neler yapabiliriz, hedefimiz ne olabilir bu çok önemli. Gençlerbirliği olmazsa neresi olur, orada ne yapabilirim ona bakmak lazım. O kadar çok plan yapma şansınız yok burası Türkiye, Mayıs ayında teknik direktörler göreve başlayabiliyor burada… (Gülüyor).

Yılmaz: Türkiye’de beğendiğiniz yerli oyuncular, gelecek vadeden oyuncular kimler?


Çapa: Ligde tabii ki çok önemli oyuncular var ama bizim kadromuzda da çok iyi futbolcular olduğunu düşünüyorum. Soner mesela çok üst düzey bir oyuncu, bana göre inanılmaz bir yetenek. Avrupa’da çalıştığım için biliyorum eğer Avrupa’da yetişmiş olsaydı eminim şu an paylaşılamazdı. Keza Yasin ve Aykut da çok yetenekli oyuncular.

“ŞENOL HOCA ÇOK FARKLI”

Yılmaz: Beğendiğiniz yerli teknik adamlar kimler?

Çapa: Şenol Hoca.

Yılmaz: Sadece Şenol Hoca’mı?

Ertuğrul Hoca, Fatih Hoca var ama benim için Şenol Güneş çok farklı. Vermiş olduğu demeçlerle, yapmış olduğu işlerle bambaşka… Trabzon’da şu anda inanılmaz işler yapıyor, yeni bir kadro oluşturmasına rağmen Şampiyonlar Ligi ve Süper Lig’de oynadıkları oyun beni çok etkiliyor. Vermiş olduğu demeçler çok önemli, bence sadece teknik direktörlük değil daha fazlasını gerçekleştiriyor Trabzon’da.

“BİLGİSAYARI AÇIP TRANSFER YAPANLAR VAR”

Yılmaz: Scout ekibiniz var mı?

Çapa: Hayır yok. Türkiye’de scout sisteminin çok iyi işlediğini düşünmüyorum. Kulüplerin scout ekibi mutlaka vardır ama ben bunun Türkiye’de çok fazla kulüpte olduğunu sanmıyorum. Transfer yapmak çok kolay yani bilgisayarı açıp transfer yapan çok insan var (Gülüyor)

Yılmaz: Abdullah Avcı’nın Milli takımın başına gelmesiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Çapa: Bence yerli hoca olması çok önemliydi, ikinci bir yabancı hocanın olması Türk futbolu için çok iyi olmazdı.

“ABDULLAH HOCAYA İNANCIM TAM”

Yılmaz: Bu ayrım neden peki?

Çapa: Ayrım yok tabi ama Hiddink’in şanssızlığı kötü bir dönemde Türkiye’ye gelmesiydi. Bence Türk insanıyla aynı heyecanı paylaşamaması ve olaylara sadece kendi alışmış olduğu düzende bakması ülkenin yapısına göre bakamaması başarısızlığa neden oldu. Türk futbolunun içinde bulunduğu durum da mutlaka onu olumsuz etkilemiştir.

Abdullah hocanın başarılı olacağına inanıyorum, başarılı olması için de şahsen kendi adıma ne yapmam gerekiyorsa yapacağıma söz veriyorum. Kasımpaşa’yı çalıştırdığım dönemde kendisiyle İstanbul’da birkaç kez sohbet etme fırsatımız oldu. İBB’de her sene üzerine koyarak istikrarlı bir şekilde yükseldi. Vizyonu çok geniş, ne yapmak istediğini çok iyi bilen bir teknik adam. Türk Milli takımının altyapısında görev yaptığı için alt yapı sorununu çok iyi biliyor olması bence Abdullah Hoca’nın en büyük artısı.

Herkesin hocayı kabullenmesi de çok önemli benim Abdullah Avcı’ya olan inancım tam.

Medyaspor



Yorumlar
Gönderen : (Ziyaretçi) / 3 Aralık 16:41
fuat hoca başarılı bir teknik adam olacak söylediklerine bakılırsa eldeki futbolcularla bu yaptıkları bile büyük iş
Gönderen : (Ziyaretçi) / 4 Aralık 15:35
Hoca iyi konuşmuş ama tek şansızlığı Gençlerbirliği'nin başında Cavcav gibi diktatörün olması
Galatasaray'ı İcraya Verdi!

Galatasaray'ı İcraya Verdi!

Galatasaray'da borç-alacak ilişkisi ve icra takibi yeniden ...
Melo’nun Havuz Keyfi

Melo’nun Havuz Keyfi

Galatasaray’ın şampiyon olmasından sonra ülkesine tatile ...
Ali Dürüst'ten Transfer Müjdesi !

Ali Dürüst'ten Transfer Müjdesi !

Aslan'ın transferdeki en yetkili ismi Ali Dürüst, FANATİK ...
Galatasaray Bayrağı Astı

Galatasaray Bayrağı Astı

Spor Toto Süper Lig'de geçen hafta şampiyon olan Galatasaray ...
Köprüye Galatasaray Bayrağı

Köprüye Galatasaray Bayrağı

Spor Toto Süper Lig şampiyonu Galatasaray Spor Kulübü, Boğaziçi ...
Kadıköy Hatırası

Kadıköy Hatırası

Süper Final'in son maçında Kadıköy'de Fenerbahçe karşısına ...


MedyaSpor Twitter
Dünya Kupası Güzeli: Karina Flores
Günün Gazete Manşetleri
EN ÇOK OKUNANLAR
İLGİLİ HABERLER
News Counter